
02 Kasım 2009 Pazartesi
01 Kasım 2009 Pazar
30 Ekim 2009 Cuma
tiyatroda muhteşem oyun
Ekim ayının 15 de Konya Devlet tiyatrosunda çok güzel bir oyun vardı .
GILGAMEŞ .
Tiyatro müdüremiz Tomris Çetinel'in oynadığı oyun seyredenleri gerçekten büyüledi....
Umut Toprak'la oynadılar..Yönetmen yine Umut Toprak'tı...

Konya büyülü bir gece yaşadı sayelerinde teşekkürler........
GEZİ NOTLARIM
Merhaba,


uzun bir ayrılıktan sonra tekrar aranızdayım...işlerimin yoğunluğu nedeniyle bloguma uğrayamadım...ama arayı kapatmayı düşünüyorum.....
Öncelikle Cumhuriyetimizin 86.yılı hepimize kutlu olsun ve bu uğurda canlarını feda eden bizlere bu vatanı kanıyla, canıyla emanet eden şehitlerimize ,Allahtan rahmet diliyorum...

şu anda tatildeyim, biraz dinlenmek istedim..ve yine soluğu istanbul'da ve Gebzede ,Sakarya'da almaya karar verdim....güzel bir yolculuk yaptım...Bolu'dan Düzce'ye geçerken İsmail'in yeri diye bir dinlenme tesislerinde durduk, güzel bir tesis...(İlgililere reklam ücreti için arayacağım...:)) ) sabahın o erken saatlerinde hafif hafif tiseleyen yağmur altında o kuş sesleri insanı öyle etkiliyor ki anlatamak...keşke seslerini de dinletebilseydim....

işte böyle başladı tatil bakalım nasıl geçecek.?
02 Ekim 2009 Cuma
devlet tiyatroları 60.yılılnı kutluyor....
devlet tiyatroları 60.yılını kutluyor..Konya devlet tiyatrosu'da l ekim günü ''uysal yurttaş projesi ''oyunu ile sahne dedi...Hasan Öztürk'ün yazdığı ve Murat Atak'ın yönettiği oyun çok güzeldi...uzaktanda olsa son dakikaları çektim sizlerle paylaşmak için...emeği geçen herkese teşekkürler.....
sahnede oyuncular,yazar, önde yönetmen ve tiyatro müdüremiz Tomris Çetinel
sahnede oyuncular,yazar, önde yönetmen ve tiyatro müdüremiz Tomris Çetinel29 Eylül 2009 Salı
eskileri yenileme etkinliği
26 Eylül 2009 Cumartesi
kurdele'den çicek yapılışı....
22 Eylül 2009 Salı
bir kadını ağlatmak
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya…
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden.
Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır..
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli…
Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa.
O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan.
Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E.. o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
azizi nesin
facebookta okuduğum bir Aziz nesin yazısı idi paylaşmak istedim....
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya…
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden.
Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır..
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli…
Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa.
O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan.
Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E.. o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
azizi nesin
facebookta okuduğum bir Aziz nesin yazısı idi paylaşmak istedim....
20 Eylül 2009 Pazar
iyi bayramlar
ramazan bayramınız kutlu olsun dostlarım...kusuruma bakmayın ama internette bir sorun var galiba siteye giremiyorum...resim yükleyemiyorum............bu da bana bayram hediyesi işte.... sevgiler....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























